Dünyayı, Parmaklarınızın Ucunda Dönmeye Hazır mısınız?

begum-oduluyleBu yıl 21. kez düzenlenecek olan Aydın Doğan Vakfı Genç İletişimciler Yarışması, her yıl giderek artan başvuru sayısı ve yeni kategorileriyle, iletişim fakültesi öğrencilerinin iletişimin farklı alanlarında, uygulamalı üretim yapmalarını teşvik ediyor.

Geçtiğimiz yıl sevgili dostum Öğr. Gör. Elif Sungur’un başarılı öğrencisi Begüm Karakaş’ın projesi, Yarışma’nın Sosyal Sorumluluk Kategorisi’nde birincilik ödülü almıştı. Sevgili Begüm, Projesini hem iş dünyasının hem de bu alanda çalışma yapacak öğrencilerin bilgisine sunmak üzere www.kssrehberi.com ile paylaştı.

Dünyayı Parmaklarınızın Ucunda Dönmeye Hazır mısınız?

Begüm Karakaş, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 4.sınıf öğrencisi olduğu dönemde hazırladığı bitirme projesi ile 20.Aydın Doğan Vakfı Genç İletişimciler Yarışması Sosyal Sorumluluk kategorisinde birincilik ödülü kazandı. Balenin yaygın tüketimine yönelik hazırlanan kampanya yazılı basından da ilgi gördü. Doğan Hızlan Hürriyet Gazetesi’ndeki Bakış adlı köşesinde “Türkiye Sanata Evet Diyor” başlığı ile Antik Dekor dergisi editoryal yazısında “Dünyadaki değişimin farkında mıyız?” başlığı ile bu projeden övgü ile söz etti. Bale dünyası da projeye ilgi gösterdi, Mimar Sinan Üniversitesi Bale Ana Sanat Dalı öğrenci ve öğretim üyeleri projesini aktarmak üzere Begüm’ü ve danışmanını okullarına davet ettiler.
“Türkiye Sanata Evet Diyor” adlı sosyal sorumluluk kampanyasını Begüm Karakaş’ın anlatımı ile okurlara sunuyoruz.

Devamını oku

Atatürk üşümüş

engelli“Sürdürülebilir İşbirlikleri ve Özel Eğitim” konulu bir eğitim vermek üzere, Özel Eğitim Okulları ile Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin yöneticileriyle bir aradaydım. Amaç, özel eğitime devam eden engelli ve üstün yetenekli çocuklarımızın fiziksel ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında; okul yöneticilerini, geliştirebilecekleri iş birliği modelleri konusunda bilgilendirmekti.
İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okulların yöneticilerinden aldığım bilgiye göre, engelli ve üstün yetenekli çocukların eğitim gördüğü okulların önemli bir kısmı hayırsever vatandaşlar tarafından yaptırılmış. Okullardan çok azı, eğitim ve istihdam konularında şirketlerle işbirliği içinde. Bir kısım okul, özel sektörden düzensiz ve kısıtlı da olsa destek görüyor. Desteklerin çoğunun temelinde, birey ve urumların “yardımseverlik” duygusu yatıyor. Bu durum, sürekli işbirliklerinin gelişimi için yeterli olmuyor.
Devamını oku

Milletvekilleriyle Kurumsal Sosyal Sorumluluk üzerine…

hasankorkmazcan2Geçtiğimiz hafta Türk Parlamenterler Birliği’nin daveti üzerine, Ankara’daydık. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Yöneticisi Hansın Doğan’la birlikte “Sürdürülebilir bir dünya için kurumsal sosyal sorumluluk” konulu bir konferans verdik. Çok sayıda parlamenterin ilgiyle izlediği konferansta, dünyada ve Türkiye’de kurumsal sosyal sorumluluğun gelişimini ve şirketlerin bu konudaki uygulamalarını tartıştık. Kamunun ve özellikle meclisin kurumsal sosyal sorumluluk konusundaki rolünü konuşabilmek ise bizim için heyecan verici oldu.

Konferans sonunda KSS Rehberi okuyucularıyla paylaşmak üzere, Türk Parlamenterler Birliği Genel Başkanı Sayın Hasan Korkmazcan ile meclis ve milletvekillerinin sosyal sorumlulukları üzerine bir söyleşi yaptık.

Sayın Hasan Korkmazcan, Türk Parlamenterler Birliği Başkanı olarak milletvekillerinin sosyal sorumlulukları konusundaki görüşünüzü alabilir miyiz?

TPB, TBMM’de önceki dönemlerde görev yapmış olan parlamenterlerle halen görev yapan milletvekillerinin üye olduğu, kamu yararına çalışan dernek statüsünde bir kuruluştur. Birliğimizin amaçları arasında Kurumsal Sosyal Sorumluluk kavramıyla uyumlu birçok madde yer aldığı gibi, yurt dışında ortak kurucusu olduğumuz Uluslar arası Parlamenter Birlikleri’nin çalışma alanı da aynı hedeflere yöneliktir. Milletvekillerinin yasama ve denetleme görevleri dışındaki bütün çalışmaları mahiyet itibariyle birer sosyal sorumluluk konusudur. Milletvekillerinin partileriyle partilerinin gençlik, kadın, iş hayatı ve araştırma birimleriyle birlikte gerçekleştirdikleri eğitim ve yayın faaliyetleri demokratik standartların yükseltilmesine dönüktür.

Devamını oku

Hansın Doğan’dan özel sektör yöneticisine önemli mesajlar…

hansinKSS Rehberi olarak Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Özel Sektör Program Yöneticisi Hansın Doğan ile dünyanın en büyük kurumsal sosyal sorumluluk girişimi Global Compact (Küresel İlkeler Sözleşmesi) ve özel sektörün KSS yaklaşımı üzerine konuştuk.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)’nin misyonu ve Türkiye’deki çalışma alanları hakkında bilgi verir misiniz?

UNDP Türkiye Temsilciliği, yoksulluk olmaksızın büyüme ve demokratik yönetişim için çalışıyor. UNDP, 50 yılı aşkın bir süredir, Türk Hükümeti’nin yanı sıra, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve özel sektör dahil çok sayıda ulusal ve uluslar arası kuruluşla işbirliği yapıyor.
UNDP, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda gerçekleştirdiği yoğun reform programını destekliyor.
UNDP, Türkiye’nin kalkınma önceliklerine yönelik pratik çözümler bulmayı hedefliyor ve bu amaçla Türk hükümeti ve diğer ortaklarıyla birlikte projeler yürütüyor. Bununla ilgili olarak, 1986′dan bu yana, ülke genelinde 80′den fazla proje uygulamaya kondu. UNDP ayrıca, Türkiye ve çevre ülkelerdeki krizler ile doğal afetlere yanıt vermede önemli rol oynadı.

Devamını oku

Çalışanlarımıza karşı ne kadar sorumluyuz?

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kurumların çalışanlarına karşı sorumlu uygulamalarda bulunmaları kuruma pek çok fayda sağlıyor. Çalışanların şirkete bağlılıklarının ve motivasyonlarının artması, verimli iş sonuçları ve rekabet avantajı bu faydaların başlıcalarını oluşturuyor.

Bu söyleşimizde, kurumların çalışanlarına karşı sorumluluklarının bir yönetim sistemi anlayışıyla ele alındığı SA 8000 Standardına yer verdik. Konu uzmanı ve eğitimci Tülin Pervan Dikener ile yalnızca Standardı değil, kurumların çalışanlarına karşı sorumluluklarıyla ilgili hayli ilginç uygulamalarını da konuştuk.

SA 8000 ve kurumsal sosyal sorumluluk alanındaki benzer standartlardan kısaca söz eder misiniz?

Kurumsal sosyal sorumluluk, kuruluşun faaliyetlerinin müşterileri, tedarikçileri, çalışanları, hissedarları, toplum ve diğer paydaşları ve de çevre üzerindeki etkilerinin sorumluluğunu üstlenerek toplumun ilgisini dikkate alması kavramıdır. Bu kuruluşun yasal yükümlülüklerini yerine getirmesinden öte, gönüllü olarak çalışanları, aileleri, yerel toplum için yaşam kalitesini artırmak amacıyla atılan adımlardır.

SA 8000, WRAP, ETI Base Code gibi sosyal sorumluluk standartları daha çok kuruluşun çalışanlarına karşı sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini sorgular. Devamını oku

Su tasarrufunda kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımı: “Geleceğe Bir Damla Sakla”

Soyak, 2007 yılında su tasarrufuna yönelik olarak başlattığı, bilinçlendirme çalışmalarını da içeren “Geleceğe Bir Damla Sakla” projesi ile 12.500 İzmir’li aileye ulaştı. İzmir’de belirlenen 15 devlet okulunun su tüketim kanallarının tasarruf sağlayıcı düzenlemelerle yenilenmesini kapsayan çalışmalarda, 20.000 saatlik çaba harcanarak, 1500 adet malzeme değişimi gerçekleştirildi. Projenin sürekliliğini sağlamayı amaçlayan Soyak, yeni 15 okulu kapsayan çalışmalarına bu yıl İstanbul’daki 18 okulda devam edecek.

Soyak Kurumsal İletişim Takım Lideri Fatma Çelenk’le yaptığımız söyleşide, KSS projesi geliştirmeyi ve uygulamayı planlayan kurumlar için önemli ipuçları yer alıyor.

SOYAK’ın kurumsal sosyal sorumluk politika ve stratejileri hakkında bilgi verir misiniz? Soyak olarak, gayrimenkul sektöründeki 47 yılı aşkın deneyimimizle çağdaş yaşam alanları oluştururken, bu ülkede faaliyet gösteren bir firma olmanın gerektirdiği sosyal sorumluluk bilincimizi hiçbir zaman yitirmemeye özen gösteriyoruz.

Devamını oku

Gönüllü şampiyonu banka HSBC’den: “Çevremize fayda, hayatlarımıza da anlam yaratıyoruz.”

Kurumsal sosyal sorumluluklarını kendi iş stratejisiyle bütünleştirmiş kurumlardan biri olan HSBC Bank, tüm paydaşlarının beklenti ve katılımını göz önünde bulunduran KSS uygulamalarıyla bir başarı öyküsü yaratıyor. HSBC Gönüllüleri Başkanı Levent Dokuyucu, bu konudaki çalışmalarını, örnekleriyle  KSS Rehberi  okuyucuları için anlattı.

HSBC Bank’ın dünyadaki ve Türkiye’deki kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) strateji ve politikası hakkında bilgi verir misiniz?
 
HSBC  dünyada ve Türkiye’de içinde yaşadığı çevreye ve topluma faydalı iyi bir banka olmak istiyor. Çok sayıda paydaşı olan bir banka olarak kurumsal sosyal sorumluğu bir süreç olarak görüyoruz.

Biz; içinde yaşadığımız dünyanın ve toplumların sorunlarına duyarlı, dürüst , çalışanlarına iyi davranan, yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz olarak  yerine getirmeye çalışan bir bankayız. Paydaşlarımızın hepsi için önemli stratejilerimiz var ve uygulamaya çalışıyoruz.

HSBC olarak kurumsal sosyal sorumlulukta iki temel stratejimiz var. Birincisi, çevre sorunları ve küresel iklim değişikliği. İkincisi, çocuklar ve eğitim. Özellikle ihtiyacı olan, dezevantajlı çocuklar.

Dünya çapında KSS uygulamalarına yıllık 100 milyon dolarlık bir bütçe ayırıyoruz.

Türkiye’de de Kurumsal Sosyal Sorumluluk çok önem verdiğimiz bir konu. Banka olarak şu anda 1115 gence burs veriyoruz. Farklı sivil toplum örgütleri ile işbirliğinde olduğumuz Microkredi konusunda 2010 yılı sonuna kadar 5 Milyon USD Bütçe ayrıldı, 1.5 yılda bu bedelin 1 Milyon YTL’si kullanıldı.

Devamını oku

“Gözünüzü bir dakika kapatarak, görme engelli birini anlayamazsınız!”

Şirketler, engelliler konusunda son yıllarda giderek daha fazla çalışma yürütüyorlar. Az sayıdaki başarılı uygulamanın dışında, bu çalışmaların çoğu engellileri anlamak ve gerçek çözüm üretmekten oldukça uzak. Engellilere yönelik sürdürülebilir KSS uygulamalarının yolu, yalnızca tekerlekli sandalye vb bağışlar yapmakla değil; engellileri tanımak ve özellikle onlara nitelikli eğitim ve iş olanağı yaratmaktan geçiyor.

İl Özel Eğitim Şube Müdürü Sayın Halis Kuralay, şirketlerin, bir toplumsal sorun olarak engellilerin yaşadıkları sıkıntılara, nasıl destek olabileceklerini www.kssrehberi.com’a anlattı.

Halis Bey, öncelikle biraz kendinizden söz eder misiniz?

1968 Çanakkale doğumlu doğuştan görme engelli bir insanım. 1992 Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. 1993 - 2005 yılları arasında İngilizce öğretmenliği yaptım. 2005’ten bu yana İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde özel eğitim hizmetleri bölümü şube müdürü olarak görev yapmaktayım.

Devamını oku

Çalışanların Sağlık ve Güvenliğini Geliştirmek Kurumsal Sosyal Sorumluluk mudur?

Maltepe Üniversitesi iletişim Fakültesi Öğr. Üyesi Sayın Elif Sungur’a, makalesini www.ksskrehberi.com okurlarıyla paylaştığı için teşekkür ederim.

Ticari kurumlar ekonomik olarak karlı olamazlarsa varlıklarını sürdüremez ve sermaye sahiplerine karşı sorumluluğunu yerine getirememiş sayılırlar. Benzer biçimde kurumlar ilişkide olduğu tüm paydaşlarla sorumluk ilişkisi içindedirler. Farklı platformlardaki bu sorumluklar, çevresel kaynakların korunması, insan haklarının korunması, iş ahlakı ve etik kurallara uyum,  çalışanların hakları olarak çeşitlenir. Artık, işletmeler sadece ekonomik ve teknik kuruluşlar olarak tanımlanamamakta, sosyal olarak da tanımlanmakta, toplumun kendilerinden beklentileri boyutlandıkça topluma karşı üstlerine düşen sosyal sorumlulukları ister istemez yüklenmek veya gözden geçirmek durumunda da kalmaktadırlar. Kurumsal sosyal sorumluluk – KSS - bu yönüyle ele alındığında şirketin tüm stratejisine damgasını vurur, şirket işleyişinin, iş yapma anlayışının özünde yer alır, kalıcı ve devamlıdır dolayısıyla bir proje mantığı taşımaz.

Devamını oku

“Şirketler, STKların şeffaflığını sorgulamalı!”

TOG Başkanı İbrahim Betil,

Kurumsal Sosyal Sorumluk ve STK ilişkisi

hakkındaki düşüncelerini

www.kssrehberi.com’a anlattı:

 

Şirketler, kurumsal sosyal sorumluluklarını yerine getirirken sivil toplum kuruluşları işbirliklerinin rolü sizce ne olmalıdır?

Giderek yükselen bir kavram olan KSS pek çok şirketin çalışanları tarafından da giderek önemsenen bir kavram haline geldi. Şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluğu geliştirebilmeleri için sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapmalarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü konuyu bir hibe ya da yardım kavramı gibi görmüyorum. Ben kurumsal sosyal sorumluluğu, sivil anlayışın güçlendirilmesi ve toplumsal enerjinin güçlendirilmesi açısından değerlendiriyorum. Şirketler para kazanıyor, kazandıkları paranın bir kısmını yardım amacıyla bir yerlere versinler anlayışının çok uzağındayım.

Devamını oku